Başka diyarlara gittim ben de. Burası çok farklı bir ormandı. Beni kelebek olarak karşıladılar. İnanamadım.'Nasıl yani!' dedim. 'Ben gerçekten kelebek miyim sizin gözünüzde?'. O zamana kadar yalnızca asıl diyarımızda kelebek olabileceğimizi sanırdım. 'Evet' dediler haykırarak, 'Sen çok renkli bir kelebeksin, ne de güzel süzülüyorsun.'Şaşkınlıkla karışık bir mutluluk yaşadım.
Uzun zaman geçmedi; güveler çıktı yoluma. Kelebeğe benziyorlardı. Ama renksiz ve tektiptiler.Herkese kelebek olduklarını söylüyorlardı, daha özgürce uçmak için çalıştıklarını. Kendileri de inanıyordu bu yalana belli ki. Oysa ki zararlıydılar, parazit olarak yaşamadan hayatta kalamazlardı.Aralarına aldıkları kelebekleri de güvelere dönüştürürlerdi.Çünkü güveler ormana hakim olmalıydı.Tüm ormanlara hakim olmak isteyen bir üst neslin oyuncuları olduklarını bilmiyorlardı.Hemen uzaklaştım ve anlatmaya çalıştım.'Onlar kelebek değiller.' dedim.Birçokları dinlemedi.
O diyarda bir kelebekle karşılaştım.Kocaman kanatları, capcanlı renkleri vardı.'O kocaman kanatlara ben bile sığarım.' dedim.'Bu uzun ve yalnız yolculuğumda arada dinlenirim.' Hayran kaldım.Eski diyarımdan kalma bir alışkanlıkla, 'Beni kelebek olarak görüyor mudur acaba ?' diye düşündüm.Sonra anladım ki baktığım gibi görüyor, dilediğim gibi bakıyormuş.Dünyalar benim oldu.Kanatlarım ışık hızıyla çarptı, renklerim daha bir canlandı.Artık tek başıma kanat çırpmayacaktım.Kısacık ömrümde bir diyarlık yol arkadaşım vardı.Hayattaki en güzel, en renkli kelebeklerdik yolumuzda.Çok az zaman sonra gerdiği kanatlar kısaldı sanki, geri çekildi.Kanat çırpışlarımız senkronundan kaydı, takibi kaçırır olduk.Ben hala renklerine hayrandım ama geride kalmıştım.Bu mesafeden beni göremiyordu.Göremeyince en güzel kelebek olamıyordum haliyle.Renklerim soluyordu.Yetişecektim, canlanabilmek için; kanat çırpamıyordum yalnızca.Sonra bir gün uyandım ve hayran olduğum koca kanatlı kelebek gitti.Farklı senkrona yenik düştük dedi.Bir kaç rengimi söküpte aldı yanına.
Eski diyarıma döndüm,çaresiz.Soluk kanatlarımı çırpmaya mecalim olmadı bir müddet öylece durdum kavuğumda.Neden sonra çıktım, 'Hayat devam etmeli' dedim. 'Renksizliğini kendine sakla'. Bu arada kelebek olmuştum bu diyarda da. Meğerse kozamızı, kabuk sanmışlar.Farklı kolonidenler diye anlayamamışlar.Belki öyleydi, belki de gün yüzüne çıkıp özgürce kanat çırptığımızdandı.Umursamadım.Unuttum öncesini, kanat açtım.Hala farklı kolonilerdendik, ama ortak kanat çırptığımız çok yer vardı. Aynı rüzgara kapılıp süzüldüğümüz zamanlar bile oluyordu.Farklı bir türe dönüşüyordum burada.Dışarıdan bakınca anlaşılmazdı, kanat çırpışlarımı duymaları lazımdı.Aslında gerçek şuydu: Hiç bir koloni tek bir cinsten oluşmuyordu.Görünüşleri aynı olabilirdi, rotaları da.Fakat renk tonları ve hareket edişleri farklıydı.Kolonileri çakıştıran tonlar ve hareketlerdi bunlar. Buna sebep olansa hepsinin aynı familyadan gelmesiydi. Yoluma bu gözle baktım bundan sonra.Rotamı diğer kolonilerle paylaşana kadar onlarda böyle baktılar bana.Rotamın seyri koza etkisi yarattı akıllarında. Önce kolonimi kozaladılar beni ayrı tutarak. Koza yabancılaşıp kabuk oldu.'Bu böceklerden ayrıl' dediler bana da , koloninin bir parçası olduğumu unutup.Bir kez daha dönüştüm ben de. Bu kez kendi zihnimde.İki rotanın arasında kozalı bir kelebektim.Türümün tek örneği, diyarımın yegane varlığı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder