6 Kasım 2012 Salı

Sonbahar Kuşatması

Hani olur ya bazen; dört bir yanından kuşatılmış gibi.Ne tarafa dönersen dön göremezsin bir ferahlık, aydınlık, kaçış yolu...Tutunmaya çalıştığın her dal seni daha da sağa sola iteler.Tam ayağa kalktım, doğruldum dersin, bir esinti başlar bir yerlerde...Sonra bir bakarsın fırtına olur ve seni vurur; yağmur yağar, gök gürler, şimşekler çakar.Bir tebessüme sığınırsın; senden çokça esirgenir..Bir bakışta ısınırsın ama gözler kapanır. Bir kalpte barınabileceğini düşünürsün; sen yetişemeden kapılar kapanır.Yüzüne çarpan bu son kapıdan sonra ne fırtınanın hükmü kalır ne de sonbaharın...Sonbahar da nereden mi çıktı? O hep oradaydı, dört bir yanında.

7 Mart 2012 Çarşamba

Gölge Oyunu

Kimseyi gözünde büyütmeyeceksin...Ya da gözlerini kısmayacaksın uzakları görebileyim diye.Uzaklar yakın olabilir bir kaç adım ilerlediğinde büyükler de küçülür bir kaç adım gerilersen eğer.Ama ya gözünde büyüttüklerin?...Mum ışığında duvara yansıyan gölgen gibi; korkup, ürkersin onlardan.İhtişamlı görünürler hatta ulaşılamaz.Yakalayamazsın ki bir türlü.Alıp avucunun içine hissedemezsin.Koklayamazsın...Ama yaklaştıkça mum ışığına küçülür, basitleşir, "sen"leşir.Çok tanıdıktır  az önce kortuğun, çokta ulaşılabilir. Aniden gözlerini kısmaya ihtiyaç duymaz hatta dört açarsın.Çünkü küçülmüştür gözünde gölgen, gerçekte olduğu boyuta....Sonra birden ışıklar gelir , mum söner ve gölge kaybolur...Bir daha ışıklar sönünceye kadar...

15 Şubat 2012 Çarşamba

Elif Şafak'ın İskender Kitabından Alıntı

 "Bu sözler ağzından çıkar çıkmaz pişman oldu.Adamın onu sıra dışı bir yaratık sanması daha hayırlıydı aslında. İnsanlığını, faniliğini, kırılganlığını göstermemeliydi. Ne ona ne bir başkasına.
 Kalbinin sırçadan olduğunu bilseler muhakkak kırarlardı."